Türk Mûsikîsi ve
Doğal Dizi

[Yazıcıya göndermeye elverişli dosya için tıklayınız]

[Devamı: Geleneksel 17 Sesli Dizi] [Başa dön]

Giriş

Doksanlı yıllarda Çin bilgesi Lao Tse'nin M.Ö. 8. yüzyılda yazdığı "Tao Te Ching" adlı eserini Çince'den Türkçe'ye çevirmiştim. Eserin bir yerinde, "beş ses bir arada - duymaz olursun" diye bir mısra vardır. Güncel Çince baskılardan birinde bununla ilgili, şaşırtıcı bir dipnot vardı. Notta,

burada geleneksel Çin pentatonik dizisinden söz edildiği, bunun yaklaşık olarak günümüzdeki C / D / E / G / B notalarına karşılık geldiği ve aynı dizinin geleneksel İskoç melodilerinde de kullanılmış olduğu...

belirtiliyordu... Bir birinden böylesine uzak coğrafyalardaki insanları aynı seslerle müzik yapmağa yönelten şey nedir? Acaba doğanın sırları arasında gizlenmiş ve insan zihninin farkında olmadan algıladığı bir tür "doğal ses dizisi" mi var?

Türk Mûsikîsi'nin günümüzdeki resmi nazariyatının kurucuları zaman zaman, "Doğada bir sekizli içinde bulunan sesler 24 tanedir" gibi ifadeler kullanmışlardır. Her okuyuşumda çok tuhaf görünür bu sözler bana: Doğanın bize sunduğu sesler sonsuz değil mi? 24'le sınırlamak da neyin nesi?.. Acaba yukarda söz konusu ettiğimiz "doğal dizi", bu 24 seslik dizi ile ilgili midir?

"Doğanın bize 24 ses sunduğunu" ileri sürenler, "hayalen ilkel toplumdaki insanlarca kullanıldığını farzettikleri", basit bir müzik aletindeki gerili bir telin verdiği sesten hareket ederler. Sonra telin gerilimini değiştirmeden, boyunu değişik oranlarda kısaltırlar. Model-deneydeki ilkel insan, (matematik bilmemesine rağmen, kulağına hoş geldiğinden) telin boyunu önce 1/2, sonra 2/3 oranında kısaltır - ardından da (nedense) hep 2/3 oranını tekrarlamaya başlar...

Besbelli ki modellenen müzik aleti, bir elle mızrap vurulurken öbür elin parmaklarının (gerilimi aynı kalan tellerin boyunu değiştirmek üzere) perdelere bastığı, ud ya da tambur gibi bir alettir. Oysa bu tür sazların insanlık tarihinin başında değil, çok daha sonraki dönemlerinde ortaya çıktığını düşünmek sanırım yanlış olmaz.

Aslında (odunu oduna, taşı taşa vurmak gibi salt ritm çalgılarının ardından) kullanılan ilk melodik sazların nefesli sazlar olduğu anlaşılıyor: Taş devri insanlarının yaşadığı mağaralarda hayvan kemiklerinden yapılmış flütler bulunuyor. İlk üflenilen flütlerin üzerinde perde delikleri yok - ama bu, buradaki flütlerin basit bir düdük olduğu, bunlarla müzik yapılamadığı anlamına gelmiyor...

İlk adım

Böylesi bir flütü ilk kez üfleyen bir insan, acaba hangi seslerle karşılaştı? Bugün bir nefesli saz -örneğin ney- icra eden biri için bunu yanıtlamak zor degil: Ney'in tüm deliklerini kaparsın. Önce en hafif nefesle, sonra gittikçe kuvvetlendirerek üflersin. Nefesin gücüne göre, farklı sesler çıkacaktır: Bulacagın sesler (frekans oranları 1 : 2 : 3 : 4 : 5 olmak üzere *1* ),

Kaba Rast Rast Nevâ Gerdâniye Tiz Segâh

olacaktır. Taş devri insanınının ilk karşılaştıgı ses harmonileri işte bunlar olsa gerek. [Dinlemek için tıklayınız] Kimi Batı ülkelerindeki topluca yapılan avlar sırasında basit yapılı av borularında da bu sesler kullanılır. "Av göründü" - "Toplanın" - "Av bitti" gibi sinyaller bu seslerden oluşan küçük melodilerle verilir.

(Beş ses de Türk Mûsikisinin aslî -arızasız- kabul edilen seslerindendir. Öte yandan Batı Müziğinin ses dizilerini alırsak, buradaki son sesin, günümüzde geçerli olan Batı Müziği notalarında tam karşılığı olmadığını görüyoruz. Bu sorunu daha sonra inceleyeceğiz. Şimdilik sesleri yalnızca Türk Mûsikîsi'ndeki gibi adlandırmakla yetinelim. Seslerin Batı Müziği'ndeki karşılıkları için bk.: *2* )

İkinci adım

Bir süre sonra insanoğlu herhalde üflediği kemiğe, kargıya, bambuya delikler delerek sesleri zenginleştirebilecegini keşfetmiş olsa gerek. Sanırım önceleri tesadüfî açılan delikleri, ilk kez, bizim, ney'de "Nevâ perdesi" dedigimiz, neyin öndeki deliklerinden en üsttekine karşılık gelen delik izledi. (Neden böyle düşündüğümü birazdan göreceğiz...) Flütün öyle bir yerine bir delik açıyorum ki, oradan çıkan ses, deliksiz flütün çıkardığı seslerden üçüncüsünün (Neva'nın) aynı oluyor... Tabiî bu delikten yalnız Neva degil, yine üflemenin kuvvetine göre, beş farklı ses çıkıyor. Böylece bu tek delikli flütle şu sesleri üflemek mümkün:

Üst delik açık: Yegâh Nevâ Muhayyer Tiz Neva Tiz Eviç
Üst delik kapalı: Kaba Rast Rast Nevâ Gerdâniye Tiz Segâh

Kaba Rast'ın frekansını "1" olarak kabul edersek bu seslerin frekans oranları, sırasıyla şu sekilde belirleniyor *3* :

Kaba Rast 1
Yegâh 3/2
Rast 2
Nevâ 3
Gerdaniye 4
Muhayyer 9/2
Tiz Segâh 5
Tiz Nevâ 6
Tiz Eviç 15/2

Yazının başında, tarih öncesi devirlerde hem Çin'de, hem de İskoçya'da aynı ses dizisinin kullanılmasına şaşmıştık. Ama şimdi hesapladığımız diziye bakınca, bunun hiç de şaşırtıcı olmadığını anlıyoruz: Yukarda "C / D / E / G / B" olarak verilen Amerikan notalarının *4* Türk Mûsikîsi'ndeki yaklaşık karşılıklarını belirtirsek:

Gerdâniye Muhayyer Tiz Segâh Tiz Nevâ Tiz Eviç

seslerini elde ederiz. [Dinlemek için tıklayınız] Kolayca görülebileceği gibi, bu dizideki sesler, Neva'da tek delikli flütle üflenebilen yukardaki seslerden en tiz beşidir!

Üçüncü adım

Tarih öncesi dönemlerden getirdiğimiz ("ilkel"?) insanımız, nefesli sazını geliştirmeye devam etsin... Neva deliğini üç yeni delik izliyecek: Önce en üstteki delikten gelen seslerden Muhayyer'i bir kez daha verecek, flütün alt tarafında yeni bir deliğin yerini buluyoruz: Bu ney'deki en alt deliğe ("Dügâh perdesi"ne) karşılık geliyor. Bu delikten aynı zamanda Kaba Dügâh, Dügâh ve Hüseynî sesleri çıkıyor. Burada bir ara verelim: Önce bu "iki delikli flüt" ile üfleyebileceğimiz tüm sesleri görelim -

Üst delikten: Yegâh Nevâ Muhayyer Tiz
Neva
Tiz
Eviç
Alt delikten: Kaba
Dügâh
Dügâh Hüseynî Muhayyer -
Tüm delikler
kapaliyken:
Kaba
Rast
Rast Nevâ Gerdâniye Tiz
Segâh

Bu seslerin tizcelerinden bir bölümü, bir oktavlık bir bölge üzerinde
Neva, Hüseynî, Gerdâniye, Muhayyer, Segâh, Tiz Neva
şeklinde 6 seslik bir dizi oluşturuyor. İki delikli bir flütle üflenebilen (ve bir önceki adımda gördüğümüz Çin pentatonik dizisini de kısmen içeren) bu diziyi, bugün Moğolistan Tuva halkının "Bayan" adlı Şaman Musikisi'nde buluyoruz [ www.geocities.com/shamanmusic/bayan.mp3 ] . ("Bayan", hanım anlamına gelmiyor, Tuva'da bir bölgenin adı...)

Devam edelim: Bu kez tüm delikleri kapalı flütün seslerinden dördüncüsünü (Gerdâniye'yi) ve beşincisini (Tiz Segâh'ı) ikinci kez verecek deliklerin yeri bulunuyor. Bunlar, şimdiye dek bulduğumuz iki deliğin arasına düşüyor ve ney'de (neyin önündeki 6 delikten) üçüncü ve dördüncü ("Çargâh perdesi" ve "Segâh perdesi" adını taşıyan) deliklere karşılık geliyorlar. Bu dört deliği tamamladıktan sonra artık Türk Mûsikîsinin tüm "aslî seslerini" üfleyebiliriz. Çıktıkları deliklere göre:

1. delikten: Yegâh Nevâ Muhayyer Tiz
Neva
Tiz
Eviç
2. delikten: Kaba
Çargâh
Çargâh Gerdâniye Tiz
Çargâh
-
3. delikten: Kaba
Segâh
Segâh Eviç Tiz
Segâh
-
4. delikten: Kaba
Dügâh
Dügâh Hüseynî Muhayyer -
Tüm delikler
kapalıyken:
Kaba
Rast
Rast Nevâ Gerdâniye Tiz
Segâh

(Son sütunda -ney terimiyle 5. devrede- Tiz Eviç'le Tiz Segâh arasinda 2. , 3. , 4. delikten çıkan sesleri, bunlar Türk Mûsikîsi'nin aslî seslerinden olmadıkları için simdilik kaydetmedik. Ama ileride arızî sesleri bulup hesaplarken bu üç ses önemli rol oynayacak...)

Bulduğumuz sesleri (bu kez Rast'tan başlayıp Gerdaniyede sona ermek üzere) sıralayalım. 1. , 2. , 3. , 4. , 5. sütunlarda aynı delikten çıkan seslerin frekanslarının birbirine oranı 1 : 2 : 3 : 4 : 5 olduğuna göre, bu seslerin bir yandan Rast'a göre bağıl frekansını, bir yandan da birbirlerine olan frekans oranlarını tespit edelim. Ve nihayet (Mansur Ney'e uyarlayarak) Dügâh için 440 Hz almak şartıyla seslerin mutlak frekans değerlerini hesaplayalım *5* . Bu durumda şu tabloyu elde ediyoruz:

Rast 1 391 Hz
9/8
Dügâh 9/8 440 Hz
10/9
Segâh 5/4 489 Hz
16/15
Çargâh 4/3 521 Hz
9/8
Nevâ 3/2 586 Hz
9/8
Hüseynî 27/16 660 Hz
10/9
Eviç 15/8 734 Hz
16/15
Gerdâniye 2 782 Hz

Bu sesler, Türk Musikîsi'nin geleneksel "aslî" sesleridir; bulduğumuz dizi de, Türk Mûsikîsi'nin geleneksel ana dizisi kabul edilen Rast Makamı dizisidir. [Dinlemek için tıklayınız]

Türk Mûsikîsinin aslî seslerinin, nefesli sazladaki hava titreşimlerinin doğası gereği, öznel seçimlerden bağımsız şekilde nesnel bir zorunlulukla belirlendiğini gördük. Bu nedenle Türk Mûsikîsinin Rast dizisine karşılık gelen bu diziye "Doğal Dizi" deniyor.

Buraya kadarki gelişmeyi nefesli sazlar belirlemişken, gelişmenin bundan sonrası telli ve perdeli sazlarca belirleniyor. Telli sazların yapısı, diziye yeni seslerin, "arızî" seslerin katılmasını zorunlu kılıyor.

Ancak buradaki nesnel zorunluğu arızî seslerde bulamıyoruz. Bu noktadan sonra aslî seslerin arasına kaç arızî ses gireceği konusunda birden fazla yol tutmak mümkün - bu nedenle de Batının 12 sesli dizisi, Makam mûsikîsinin geleneksel 17'sesli dizisi, ve son dönemde de Arel-Ezgi sisteminin 24 sesli dizileri doğmuş... Önce 17 sesli geleneksel dizinin telli sazlarda nasıl belirlendiğini görelim:

[Devamı: Geleneksel 17 Sesli Dizi] [Başa dön]